Ya Hami Ne Demek?
Bir Kelimenin Ardındaki Hisler ve Yaşanan Anlar
Hayat, bazen bir kelimenin ardında saklı olan duygulara yüklenir. “Ya hami ne demek?” sorusunu sorarken, aslında ne kadar çok şeyi sorguluyoruz. Çünkü kelimeler yalnızca iletişim aracı değil; birçoğumuz için bir anlam, bir hikâye, bir duygu barındırıyor. Kayseri’de yaşayan 25 yaşında biri olarak, bu kelimenin arkasındaki anlamı ve ona nasıl bağlandığımı anlatırken, sizleri de aynı duygulara sürüklemek istiyorum.
Gençliğin Ağır Yükü: Hayal Kırıklığı
Bir pazar akşamıydı. Penceremden dışarı baktığımda, Kayseri’nin sokaklarını sararan sonbahar rüzgârının savurduğu yapraklar süzüldü. İçimde bir şeyler burkuldu. Her geçen gün, hayatın ne kadar zorlaştığını hissediyordum. O anı anlatmam gerekirse, yıllardır taşıdığım ama bir türlü anlayamadığım hislerim ortaya çıkıverdi.
Duygularımı genellikle defterlerime yazarım; çünkü insanlar genelde anlamıyor. Bazen birinin bana “ya hami” demesi, bana kendi hayal kırıklıklarımı, içimdeki kaybolan umutları hatırlatıyordu. Kelimenin kullanıldığı anlar, bana genellikle bir kişinin sıkıntılarla başa çıkma yolunda duraksadığı zamanları hatırlatır. Kayseri’nin o taş sokaklarında, genç bir adamın iş bulamayıp ailesine karşı mahcup olmasını, sevdiği kızı kaybettiği için hayalleri yıkılan birini anlatan bir kelimeydi bu.
Açıkça söylemek gerekirse, “ya hami” dediğinde, çoğu zaman insanlar ne kadar çaresiz olduklarını, aslında kelimenin dışına çıkıp asıl meseleye bakmalarını istemiyorum. Bazen “ya hami”yi kullanan birinin gözlerine bakınca, o bakışlarda bir öfke, bir boşluk görüyordum. O gözler bana kendi boşluğumu, içimdeki karmaşayı hatırlatıyordu. O an, “ya hami” kelimesinin ne demek olduğunu daha iyi anlıyordum. Kelimelerin bir anlam taşımasının ötesinde, onların nasıl bir duyguyu açığa çıkardığını görmek, içimdeki tüm hisleri sallıyordu.
Bir Fısıldama: İki Söz, Bir Duygu
Bir akşam, bir arkadaşım beni gezmeye davet etti. Kayseri’nin eski sokaklarından birinde yürüyorduk. Hava soğumuştu, ama ben bir şekilde sıcaktım. İçimde sanki yıllardır hissetmediğim bir heyecan vardı. Yavaşça yürüdük, sohbet ediyorduk ama aklım hep başka bir yerdeydi. O sokakta, bir yanda esnafın bağıran sesleri, diğer tarafta ise alacak verecek işleriyle uğraşan insanların yürüdüklerini görebiliyordum.
Birden bir an geldi. Arkadaşım bana dönüp, “Ya hami” dedi. “Ne demek bu ya hami?” diye sordum, çünkü o kelimeyi çok duyduğum halde tam olarak ne ifade ettiğini anlamamıştım. Gözlerinde bir anlam aradım, ama gözleri bana hiç anlamlı gelmedi. O an, o kelimenin bana yansıttığı o soğukluğu, bir anlam bulamamanın boşluğunu daha çok hissettim.
Arkadaşım, “Hani bazen tükenmiş hissedersin, her şeyden bıkmış, ama bir türlü o bıkkınlıkla baş edemezsin,” dedi. “İşte o zaman, ‘ya hami’ dersin. Bir çaresizlik, bir nokta… hani seni bağlayan, ama seni aynı zamanda engelleyen bir şey olur.”
İçimde bir şeylerin daha iyi anlamaya başladığını hissettim. “Ya hami”, bir tür teslimiyet gibi bir şeydi; ama aynı zamanda bir duygunun, içsel bir savaşın simgesiydi. İnsan, belki de bazen her şeyin sonuna gelince bu kelimeyi söylerdi, çünkü başka bir şey söyleyemezdi.
Beklentiler ve Yaşananlar
Bazen bir kelimenin ardındaki hisleri açığa çıkarmak, insanın ne kadar zorlayıcı bir yolculuğa çıktığını gösterir. Herkesin dilinde farklı bir anlam taşıyan bir şey olsa da, Kayseri’de büyüyen biri için “ya hami”, belki de çok daha fazlasını anlatıyordu. Hani o tam kararsız anlar, bazen düştüğünde, düşüp kalktığında, hep biraz daha az umutla tekrar kalkma hali.
Bir gün, o “ya hami”yi dile getirdiğimde, kendimi çok farklı bir şekilde hissettim. Gözlerimde o eski bakışı, kaybolan huzuru ve kaybolan beklentileri buldum. Bir dönüm noktasındaydım. Artık o kelime, sadece bir kelime değil, bir yıkıntı gibiydi. İçimdeki her şeyin ama bir türlü yerleşmeyen bir halinin simgesiydi. Hayal kırıklığı ile umut arasında sıkışıp kalmış, her iki tarafı da denemiş biri için, “ya hami” sadece bir soru işareti olmaktan çıkmıştı.
O Kelimenin Anlamı: Bir Sonraki Gün
Kayseri’deki sokaklarda yürürken, aynı sokakları bir gün daha geçireceğimi düşünmeden, derin bir nefes aldım. Bir gün “ya hami”yi bir daha söylememek üzere içimden bir karar verdim. Bir kelimenin ardında çok şey olduğunu biliyordum, ama hayatın kendisi de kelimelerden daha fazlasıydı. İçimdeki buhranı kırarak, bir yol bulmalıyım. Her bir kelime, her bir anı, sadece bir hatırlatıcıydı. Hayat devam ediyordu.
Hep düşünürüm; “ya hami” derken gerçekten neyi kaybediyoruz? Ne zaman bu kadar sıkıldık, yorulduk? Belki de cevabı, her şeyin başlangıcında bulmak gerekiyordur. Belki de sadece bir adım daha atmalıydık.
—
Bu yazıyı yazarken, içimdeki duyguları her satıra aktarırken, kendi hikâyemi bulduğum gibi siz de benzer hisleri bulmuş olabilirsiniz. “Ya hami” sadece bir kelime değil, bir anlam, bir duygu ve belki de her birimiz için farklı bir yönüyle bir hatırlatıcıdır. Bunu öğrendim.