Toplumsal Yapı Oluşturan Unsurlar Nelerdir?
Bir akşam, İzmir’in sıcak bir akşamında, arkadaşlarımın arasında dönen şakalara göz attım. Yine herkes, kendi dünyasında yaşıyor, ama bir şekilde birbirine bağlı. En çok güldüğüm anlarda bile aslında toplumsal yapının nasıl bir işleyiş içinde olduğunu düşünüyorum. Kafamda türlü sorular beliriyor, bir yandan da “Ulan burada ne işim var?” diye içimden geçiriyorum. Ama merak etmeyin, yazarken baya bir gülüyorum, o yüzden endişelenmeyin. Şimdi gelin, toplumsal yapıyı oluşturan unsurları keşfe çıkalım, hem de hayatın içinden komik bir şekilde!
1. Aile: Toplumsal Yapının Temel Taşı, Ama Bazen Anlaşmazlık Çalışmaları
Aile, toplumsal yapının en temel öğesi olarak kabul edilir. Bunu hepimiz biliyoruz, ya da en azından bir kere duyduk. Aile, genellikle bizim kim olduğumuzu belirleyen ilk yer. Mesela ben, her ne kadar arkadaşlarım arasında “Ağır espri yapan, biraz da fazla düşünen” biri olsam da, aslında o eğlenceli çocuk, “Sabah kalkıp kahvaltıyı zorla yapmaya çalışan” çocuğun bir uzantısıyım. Evet, sabahları annem “Çocuklar, kahvaltınızı yapın!” diye bağırırken, ben uykusuz gözlerle ona bakıp, “Tabii anne, yapıyorum işte, belki biraz daha uyumalıyım, ama yapıyorum!” derken, aslında onun verdiği öğretiler ve kurallar, hayatımın temel yapı taşlarını oluşturuyordu.
Yani, aile en temelde bize çok önemli değerler sunuyor. Onun dışında, biraz da komik bir şekilde; ailenin içinde herkesin rolü var. Mesela ben evde çocukken en büyük işim “anneye surat asmak”tı. Evet, ya da o çok meşhur “odanın kapısını çarparak kapatmak”. Herkesin bir görevi var, ya da buna benzer bir görevi var.
2. Eğitim: Bir Bütün Olan Öğrenme Süreci, Ama Genellikle Kafamıza Vurulan Bir Martı Saldırısı Gibi
Eğitim, toplumsal yapının en önemli unsurlarından biridir. Ama, bana kalırsa bazen okul, öğrenme süreci yerine, bir nevi “yolculuk testine” dönüşebiliyor. Hani şu sabahları uykusuz bir şekilde derslere gitmek zorunda kalan, okul bitene kadar “Bir an önce eve gidelim!” diye içinden geçen o içsel ses var ya, işte o. Kafanda sürekli “Bu sınav nasıl olacak? Başarırsam kimseye anlatmam!” gibi düşünceler geçerken, aslında farkında olmadan eğitimin, toplumsal yapıya nasıl etki ettiğini anlamaya başlıyorsun. Eğitim hayatı, sadece sınavlar, ödevler ve ders kitaplarıyla sınırlı değildir. Kendi rolünü bulduğun, kim olduğunu keşfettiğin bir süreçtir. Eğitimin bize sağladığı şey aslında sadece diploma değil, toplumda “yer edinme” yolundaki ilk adımlarımızdır.
Bir de arkadaş ortamları var, değil mi? “Ooo, mesela ben şu dersi geçtim, sen de geçtin mi?” diyerek bir arkadaş grubuyla kendini daha değerli hissedersin. Eğitim, her ne kadar bazen zorlayıcı olsa da, bir şekilde sosyal yapının önemli bir parçasıdır. Bir de iç sesim yine devrede: “Evet, sen geçmedin mi? Hadi ama, bak şunlar nasıl da geçiyor!”
3. İş Hayatı: Çalışmak Zorunda Olmak, Ama Kimseyi Ciddiye Almamak
İş hayatı, toplumsal yapıyı oluşturan en önemli unsurlardan biridir, ancak kimse iş yerinde “gerçekten” nasıl hissettiğini açıkça dile getirmez. İş yerinde “Bir şeyler yapıyoruz” gibi görünsek de, bazen aslında kafa dışarıda bir yanda tatil planları yapar. Mesela, ben her gün işe gittiğimde içimden şunu diyorum: “Bunu neden yapıyorum? Ne için çalışıyorum?” Ama sonra düşüncelerim birden değişiyor ve “Hadi be, günü bitir. Akşam bir şeyler yapalım” diyorum. İş yerinde herkes birbirine bir şekilde bağlıdır. Yani işte, buna toplumsal yapı denir. Ancak, çoğu zaman işin içinde olan herkesin kendi “yabancı” dünyası vardır. Birbirimize takıldığımız ama aynı zamanda kurallara uymak zorunda kaldığımız bir ortam. Hangi saatlerde ara vermeliyiz? Ne kadar çalışmalıyız? Dışarıda güneş varken hep içerideyiz…
Ama işte, sonuçta hepimiz bir toplumsal yapının parçasıyız ve işler bitip eve döndüğümüzde, dışarıda bir dünya bekliyor. Ben, sabahları işe gitmek zorunda olduğum zamanlarda, içimden “Bir gün belki yapmam gereken her şeyi yapıp bir kenara çekilirim” diye geçiriyorum. Ama, 5 yıl sonra “Bu işler böyle gitmez” diyerek bir plan yapmaya başlıyorum.
4. Medya ve Teknoloji: Sosyal Medya, Ama Kimse Gerçekten Kimseyi Tanımıyor
Günümüzde, teknoloji ve medya hayatımıza o kadar entegre oldu ki, kimse bir şey yapmadan önce “Bir fotoğraf çekeyim” demiyor. “Bunu sosyal medya için paylaşırım” gibi bir düşünceyle hareket ediyoruz. Ailemiz, arkadaşlarımız, toplum… Hepsi sürekli göz önünde. Ben bazen sosyal medya profilime bakıp, “Neden şu kadar pozitifim, sanki her şey mükemmelmiş gibi?” diye düşünmüyor değilim. Çünkü aslında ne kadar içerisi boş olsa da dışarıya “harika görünmeliyim” izlenimi veriyoruz.
Sosyal medya, toplumsal yapıyı oluşturmak için önemli bir unsur. Ama gerçek hayatta, çoğu zaman insanlara “nasılsın?” diye sorduğumuzda, cevabımız “İyiyim” olmaktan öteye gitmez. İşte medya ve teknoloji, dışarıda sürekli kendini gösteren bir dünya kuruyor. Bunu fark etmek, aslında toplumsal yapının nasıl şekillendiğini görmek demek.
5. Kültür ve Değerler: Birbirinden Çeşitli, Ama Hep Aynı
Toplumlar, kültürel değerler üzerinden şekillenir. Her birimiz, belirli kültürel bağlamlarda büyürüz. Kültürel değerler, toplumsal yapı oluşturan önemli unsurlardan biridir. Ama bazen bu değerler, sosyal medya veya ailevi baskılarla şekil alabilir. Hani şu, İzmir’de bir kafede kahve içerken “Biz İzmirli’yiz, özgür ve özgün insanlarız!” diye çok büyük laflar edenler vardır ya, işte o kimlik de toplumsal yapının bir parçasıdır. Kültürümüzün, halkımızın, yaşadığımız yerin etkisi, bizim toplumsal yapıya kattığımız ve aldığımız şeylerdir. İnsanın kültürel kimliği, toplumdaki rolünü de şekillendirir.
6. İletişim ve Etkileşim: Diyaloglar Arasındaki O Tatlı Mesafe
Son olarak, iletişim… Bu da toplumsal yapıyı oluşturan bir başka unsur. Herkesle diyalog halindeyiz, ama bu diyalog bazen, gülümsediğimiz ama içinden hiç de hoşlanmadığımız bir insanla da olabiliyor. “Merhaba, nasılsın?” dediğimizde, aslında kimse kimseye gerçekten sormuyor. İnsanlar iletişimde çok zaman bazen “geçici roller” üstleniyorlar. Fakat bu “geçici” durumlar, toplumsal yapının önemli unsurlarını oluşturuyor. Bizim kimlerle iletişim kurduğumuz, kiminle konuştuğumuz ve ne kadar derin bir bağ kurduğumuz; toplumdaki rolümüzü belirleyen faktörlerdir.
—
Sonuç olarak, toplumsal yapı, bir şekilde herkesin her şeyle bağlantı kurduğu ama asla kimseye tam anlamıyla ait olamayacağı bir yer. Bu yazıda, bir İzmirli genç olarak kendi gözlemlerimi ve yaşadığım bazı komik anekdotları paylaştım. Ama bir şey kesin: Toplumsal yapının oluşturduğu bu dünyada, her birimiz kendi rolümüzü buluyoruz ve her şey bir şekilde birbirine bağlı. Şimdi, bir kahve içip bir kez daha sosyal medyada paylaşacağım…