Tarih Yöntemi Nedir? Bir Kez Daha Gerçekleşen Bir Hayal Kırıklığı
Bir sabah, yine klasik Kayseri sabahlarından biriydi. Sabahın erken saatlerinde, kahvemi alıp penceremden dışarı bakarken, biraz üşüdüm. Hava tam da o günkü ruh halimi yansıtan şekilde bulutlu ve griydi. Geceyi atlatmıştım ama hala içimde bir şey eksikti. Kahvemi yudumlayarak o sırada tam da ne düşünmem gerektiğini bilemedim. Günlerdir kafamda dönüp duran bir soruya yanıt arıyordum: Tarih yöntemi nedir? Bu, okulda öğrenciyken öğrendiğim bir terimdi, ama asıl olarak gerçek hayatta anlamını kavrayabileceğimi hiç düşünmemiştim.
O kadar zaman geçmişti ki, işte, tarihle ilgili aklımda dönüp duran her şeyin başına yeniden dönmüştüm. Her şey, o günkü derste bir hocanın bu konuda birkaç cümle kurmasıyla başlamıştı.
Hayal Kırıklığının İlk Anları
O an aklımda beliren ilk düşünce şu oldu: “Tarih nasıl bir şeydir ki? Sadece kitaplarda mı var, yoksa gerçekten yaşanır mı?” Bu soruyla başlayan düşüncelerim, zamanla benim içimi kemirip duran bir hayal kırıklığına dönüştü. Üniversitedeki son sınıfın ortalarına gelmişken, biraz huzursuz hissetmeye başlamıştım. Neredeyse dört yıl boyunca tarih derslerine katıldım, sınavlara girdim, çok şey öğrendim, ama şimdi bir bakıyordum ki, gerçek dünyada o öğrendiğim bilgilerin ne kadar bir anlamı vardı, hiç fark edememiştim.
Bir hafta sonu, yine yalnız başıma bir kafeye gitmiştim. Bu şehri hep sevmişimdir ama bir şeyler beni ne zaman rahatsız etse, yalnız olmayı tercih ederim. İşte tam o anda, düşüncelerimle boğuşurken kafamda yine tarih yöntemleri üzerine konuşmalar dönmeye başladı. “Tarih yöntemleri” dediğimizde ne anlayabiliyoruz ki? Öğretmenler, bize yazılı kaynaklardan, sözlü anlatımlardan bahsediyor, ama gerçek dünyadaki tarih nasıl yazılır?
Tarih Yöntemi Nedir? Anlamaya Çalışmak
O gün birdenbire anladım ki, tarih aslında sadece kitaplarda yazanlardan ibaret değilmiş. İnsanlar tarihin içinde yaşıyorlar, her an değişen bir gerçeğin parçası oluyorlar. Tarih yazmak, sadece geçmişi tekrar tekrar okumak değil, içinde bulunduğumuz anı anlamak, yorumlamak, hatta anlamlandırmak demekti. O anki ruh halimi şu şekilde anlatabilir miyim: “Hayal kırıklığım ve merakımın karışımı… O kadar uzun süre düşünmüştüm ki, birdenbire her şeyin çözülmeye başladığını hissettim.”
O kadar derinlere dalmışken, etrafımdaki kalabalığın farkına bile varmadım. Akşam oldu, ve kafede son bir yudum kahvemi içerek kalktım. Birkaç gün sonra, eski bir arkadaşımla karşılaştım. O da bana “Tarih yöntemi nedir?” diye sorarken, o kadar garip bir şekilde hissettim ki, sanki sormadığı bir soruyu soruyordu. O kadar çok düşünmüştüm ki, artık birilerinin bana bu soruyu sorması içimi rahatlatmıştı.
Gerçekleşen Bir Umut
Sonunda, o anki hayal kırıklığımı geride bırakıp, tarih yöntemlerine dair kitaplar almaya karar verdim. Artık tarih sadece geçmişin öğretisi değilmiş, aslında bizde bir parça geçmişin izini sürerken, yaşadığımız her anın da tarih olabileceğini kavrayabiliyordum.
İlk başta çok zor geldi; ama bir süre sonra tarih yazmakla, tarihi yazarken geçmişle nasıl ilişki kurduğumu anlamaya başladım. Tarih sadece bir anlatı değil, insanlar gibi; her kesitini gözlemlediğimizde, anlamını biraz daha derinleştirebiliriz. Birçok farklı yöntem vardı: analitik yöntem, sosyal tarih, mikro tarih… Her birinin içinde birden fazla yol vardı.
Sonra fark ettim ki, aslında herkesin içindeki tarih yazıcılığı, kendi yaşamını anlatmaktan başka bir şey değilmiş. Her gün karşılaştığımız insanlar, yaşadığımız olaylar, sokaktaki çocukların gülüşleri, kafelerde içilen kahveler… Bunların hepsi tarih olabilir. Ve hep birlikte, bir gün bu topraklarda bir iz bırakırız.
Tarih Yöntemi: Sadece Bir Başlangıç
Ve o an, işte o kafede otururken, öğrendiğim şeyin ne kadar önemli olduğunu anlamıştım. Tarih yöntemi nedir sorusunun cevabını, o kadar basit bir şekilde buldum ki, artık tarih sadece bir ders konusu olmaktan çıkmıştı. O an, biraz da içimdeki huzursuzlukla birlikte bir rahatlama duygusu hissettim. “Bunu anlamış olmak, belki de en büyük adım,” dedim kendi kendime.
Evet, tarih; her anın, her olayın kaydını tutmak, anlamlandırmak ve bir nevi hayatımıza dokunacak bir iz bırakmaktı. Ama bu iz, sadece kitaplarda değil, yaşadığımız her anın içinde vardı. Artık hem geçmişi, hem de şimdiyi daha dikkatli gözlemliyordum. O sabahdan itibaren, bir tarihçi gibi yaşamaya başladım; ama bu, her anı yaşarken tarih yazmaya başlamaktı.
Tarih yöntemini kavrayabilmek, aslında hayattaki her detayı anlamaya çalışmak gibiydi. Bu yüzden artık her şeyi daha derinlemesine hissediyor, ne kadar küçük olursa olsun her şeyin önemli olduğunu biliyordum.