Kimler İctihad Yapabilir? Küresel ve Yerel Açıdan Bakış
Bursa’da yaşayan, 26 yaşında, teknolojiye ve dünyadaki gelişmelere meraklı bir beyaz yaka çalışanı olarak günün birinde şu soruyu sordum kendime: Kimler ictihad yapabilir? Bu, ilk bakışta çok derin bir dini ve hukukî mesele gibi görünebilir, ama aslında dünya çapında farklı coğrafyaların ve kültürlerin bu soruya nasıl yaklaştığı, benim gibi birinin de günlük hayatını etkileyebilecek kadar ilginç. Herkesin kafasında bu soruya dair farklı fikirler olabilir, ama aslında hem Türkiye’de hem de dünyada ictihad yapabilme yetkinliği çok geniş bir tartışma konusu. Gelin, bu konuya küresel ve yerel açıdan bakarak, hem İslam dünyasında hem de Batı dünyasında kimlerin ictihad yapabileceğini inceleyelim.
İctihad Nedir?
Öncelikle, ictihadın ne anlama geldiğini netleştirelim. İctihad, İslam hukukunda (fıkıh) bir kişinin dini metinler (Kur’an ve Hadis gibi) ile ilgili kararlar alırken, bu metinlerin yorumlanmasında ve anlaşılmasında gösterdiği kişisel çabadır. Kısacası, bir kişinin İslam dininin hükümleri hakkında yeni bir görüş üretme yeteneği. İctihad yapabilmek, klasik anlamda dini hukuk konusunda uzmanlık gerektirir ve çok katı bir bilgi birikimi ister. Peki, kimler bu yetkinliğe sahip? Küresel ve yerel açıdan baktığımızda, bu soruya verilen yanıtlar nasıl değişiyor?
Türkiye’de Kimler İctihad Yapabilir?
Türkiye’de ictihad konusu biraz daha tartışmalı bir mesele. Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e geçişle birlikte, şeriatın uygulanma biçimi de değişti. Ancak hala dinî meselelerde yorumlama yetkisini elinde tutan bir kitle bulunuyor. Özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kurumlar, dini görüşlerin belirlenmesinde önemli bir rol oynuyor. Türkiye’deki modern din eğitimi, İslam’ı çok daha sistematik bir şekilde ele alırken, geleneksel olarak ictihad yetkisini, yüksek öğrenim görmüş, dini ilimlerde derinleşmiş, ve genellikle alim olarak kabul edilen kişilerde topluyor.
Mesela, Bursa’daki camilerde genellikle imamlar, cemaatin dini sorularına yanıt verirken, kendilerine İslami metinlerden çıkarımlar yapma hakkını görürler, ama bunu resmi olarak “ictihad” olarak adlandıramayız. Gerçek ictihad, sadece çok derin bir bilgi ve uzmanlık gerektirir. Bu yüzden Türkiye’de ictihad yapabilme yetkisini sahip olan kişilerin sayısı oldukça sınırlıdır. Bunu da devletin, eğitimli din adamları aracılığıyla yönetmeye çalıştığını söyleyebilirim.
Tabii ki, son yıllarda Türkiye’de daha modern bir din anlayışı ve düşünme biçimi gelişiyor. İnternette çeşitli dinî platformlar ve sosyal medyada yapılan tartışmalar, birçok kişi için ictihad yapma alanını biraz daha genişletmiş olabilir. Ancak bu daha çok kişisel yorumlar ve görüşler şeklinde kalıyor. “Herkesin kendi ictihadını yapabilmesi” gibi bir durum Türkiye’de henüz kabul görmüş değil.
Küresel Açıdan Kimler İctihad Yapabilir?
Dünya genelinde, ictihad yapabilme yetkisi ve bu yetkinin sınırları, özellikle farklı İslam ülkelerinde farklılık gösteriyor. Bazı ülkelerde dini liderler, İslam hukukunu yorumlama hakkını resmi olarak ellerinde tutuyor. Suudi Arabistan gibi yerlerde, dini otoriteler genellikle çok sıkı bir şekilde dini yorumlarda bulunur ve ictihad yapma yetkisini bu otoritelerde toplar. Fakat bu, İslam dünyasının her köşesinde aynı şekilde geçerli değil. Örneğin, Endonezya ve Mısır gibi ülkelerde, dini yorumlamalar bazen daha esnek olabilir ve bu ülkelerde halkın, dini meselelerde daha fazla katılımı söz konusu olabilir.
Küresel ölçekte baktığınızda, ictihad yapma yetkisini sadece dini kurumlar değil, dini otoriteler de elinde bulundurur. Bu, özellikle Şii Müslümanlar arasında daha belirgindir; çünkü Şii mezhebi, ictihadı çok daha esnek bir biçimde kabul eder ve dini liderlerin bireysel görüşleri önemli bir yer tutar. Ancak Sünni Müslümanlar arasında, ictihad daha çok otoriteye sahip alimler tarafından yapılır.
Batı dünyasında ise, İslam’a dair ictihad yapma yetkisi oldukça farklı bir anlam taşır. Avrupa ve Amerika gibi yerlerde, İslam dini çoğunlukla azınlık din olarak kabul edilir. Bu durumda, dini yorumlama yetkisi, genellikle topluluklar içindeki dini liderlere ve eğitimli alimlere bağlıdır. Ancak burada da daha fazla özgürlük vardır. Farklı İslam okulları, farklı yaklaşımlar sergileyebilir ve bu da farklı ictihadların ortaya çıkmasına neden olabilir.
Kültürel ve Toplumsal Etkiler
Bursa gibi geleneksel bir şehirde büyümüş biri olarak, Türkiye’de ictihad yapma yetkisini sorgularken, sosyal çevremin ve toplumun bu konuda nasıl bir bakış açısına sahip olduğunu da düşündüm. Türkiye’de dini meseleler genellikle halkın belirli bir kısmı tarafından tartışılır ve resmi kurumlar da bu tartışmalara yön verir. Bu yüzden, Türkiye’deki çoğu insan, ictihadı uzmanlık alanında yetkili kişiler tarafından yapılan bir işlem olarak görür. Ancak Batı’da ve hatta diğer bazı İslam ülkelerinde ise daha geniş bir toplumsal katılım söz konusu olabilir. Bu fark, kültürel bağlamda da oldukça belirgindir.
Sonuç: Kimler İctihad Yapabilir?
Sonuç olarak, kimler ictihad yapabilir sorusu sadece dini bir mesele değil, aynı zamanda kültürel, toplumsal ve hukuki bir tartışma konusudur. Türkiye’de daha çok dini eğitim almış, derin İslam bilgisine sahip alimler bu konuda yetkin kabul edilirken, dünyada bazı yerlerde daha esnek bir yaklaşım sergilenebilir. Her iki durumda da, ictihad yapma yetkisi, belirli bir bilgi birikimi ve toplumsal otorite gerektirir. Herkesin kendi ictihadını yapabileceği bir dünya belki de çok uzak bir ihtimal gibi görünüyor. Ama kim bilir, belki bir gün her şey daha farklı bir perspektifle ele alınır.